Latest Tweets:

*4
yesilneon:

Bizim oranın arkadaşlıkları. Melih K. (böbürlene böbürlene) sunar.

yesilneon:

Bizim oranın arkadaşlıkları. Melih K. (böbürlene böbürlene) sunar.

(Source: latesca)

*2

Oh Land - Wolf & I

Mutlu bir yalnızlık, mutsuz bir beraberlikten iyidir dostlarım. Bukowski

*1

”sevgiyi” ve ”sevmeyi” bilmeyen zavallı ”insan”lar.

Umursamak

Tam anlamı ile bulunduğun yerde veya oturduğun bir sandalye bir koltuğun üzerinde ” sevgili ” olabilmek.. Hayatında fiziksel olarak bulunduğun yerden umursaya umursaya ama ıkınmadan kalbini doğurmak.. Oracıkta ” sevgili ” olmak… Dışarıda aramadan.. Barlarda internetlerde gezinmeden.. Kasmadan.. Bir takım ifadeler söylemler takınmadan.. ” Doğru dürüst adam veya kadın yok ” ahkamları kesmeden.. Hayatta tam bulunduğun noktada ” sevgiliye ” dönüşmek veya bunun için ”artık” ”umursamaya” başlamak.. Küçük küçük başlamak.. Yerdekileri toplamak.. Mesela çöpe atmak.. Mesela salyangozları kurtarmak.. Yağmur sonraları çıkarlar.. Sen de belki bir hüzünle yürüyorsundur.. Umursa.. Ve önce kendi kalbini kırma.. Gözlerinin arkasından dışarıda sokakta oynayan çocukları seyret.. Umursa onlardan biri sensin.. Umursa biten bir şey yoktur.. Sevgilinle birbirinize kırıcı şeyler söylerken bir an umursa.. İki kişiden daha fazlasınız.. Eğer ”sevgiliyseniz” küçük bir yavrunuz da sizi seyreder dinler.. Bir varlığın illa da fiziksel anlamda doğrulması gerekmez çünkü.. Boşuna değildir hiç bir şey.. Seviginiz tanık olur.. Umursa.. Onun gözlerinden ”sana” ”size” bak.. Tanri’ya yer ayırın üçüncü sandalyede.. Umursayarak… Can KAŞDAŞ 21 Kasım 2011

Babam sayesinde yağmur sonrası çıkan salyangozları elimden geldiğince ”umursayarak” hayatlarını kurtarıyorum. 

*2

Sahibini Arayan Mektuplar 3.Mektup

Gelme diyecektim, geldin. İyi ettin geldiğine. Neredeyiz? Bir şehir yanıyor, dikkat et. Tutuşabiliriz. İşte ilk ateş gözlerine düştü, sonra dudaklarına, saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. Yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz. Aranmakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. Yinede memnunum. İyi ettin geldiğine. Taş olup kalmaktansa, ağaç olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini. öpüşmeye susadım. Tırnak uçlarından öpmeye başlayacağım seni. Titreme, yanıyorsun. Koluma yat, sağ erkek koluma, güçlü erkek koluma. Dağılsın saçların, bırak. Nasıl olsa onlarıda öpeceğim tutam tutam, kulak memelerini, gür kaşlarını, dudaklarını da öpeceğim. Dolgun dudaklarını seven, gözlerini, artık yaşamıyoruz. Belki de yaşamak bu, bizim bilmediğimiz. Öyleyse yeni yeni başlıyoruz yaşamalara, derin nefes almalara, o ölümsüz olmalara. Bir ekşi elma ısırıyordum, dişlerim kamaşıyordu omuz başlarını gördükçe ve biraz sen olurdum sevdikçe, sevildikçe. diyordun, inadına yakıyordum. Yalvarıyordum, çıldırıyordum. Hiç ağlamadın. Ağlasan ne değişicekti. Ama ağladın işte yükseldin, yüceleştin. Tanrilaştın bi yerde. Öyle güzeldin anlatılmaz. Alnımdan ter boşanıyordu, saçlarım yapış yapış olmuştu. Yüz merdiven inip yüz merdiven çıkıyordum bir dakikada. Derin bir kuyudan su çekiyordum. Bir mağara ağazından sana sesleniyordum. Karanlıklar içinde birbirimizi aydınlatıyorduk. Sağır bir zamandı yaşadığımız. Sağır ve merhametsiz. Kör bir geceydi yumruklayan kapıyı, kör ve dilsiz. Artık hiç sönmeyecektik biliyorum…. 

Ümit Yaşar OĞUZCAN 

Böyle bir mektubun sahibi olmak dileğiyle.